MAHKÛMLARA ŞİDDET KONULU SEMİNER

Elazığ E Tipi Ceza İnfaz Kurumu mahkûmlarına yönelik: 'Şiddet ' konulu seminer düzenlendi.

Elazığ E Tipi Ceza İnfaz Kurumu mahkûmlarına yönelik: “Şiddet “ konulu seminer düzenlendi.

 

Elazığ E Tipi ceza İnfaz kurumundan Konya ilgili olarak yapılan yazılı basın açıklamasında,” Elazığ E Tipi Ceza İnfaz Kurumu olarak hükümlü ve tutuklulara yönelik gerçekleştirilen sosyal kültürel ve eğitsel faaliyetler kapsamında farklı alanlarda ve kendi alanlarında uzman kişilerden destek alınarak SEMİNER PROGRAMLARI  ( sağlık, kişisel gelişim, eğitim vb.) düzenlenmektedir. Hedeflerimize ulaşmak amacıyla İl Milli Eğitim Müdürlüğü Rehberlik Araştırma Merkezi ( RAM ) görevli Müdür Yardımcısı Uzman Psikolojik Danışman Bekir EROL ve Psikolojik Danışman Ünal GÜNGÖR tarafından H / T 'lara yönelik: “ŞİDDET”, konusunda “KİŞİSEL GELİŞİM SEMİNERİ “düzenlenmiştir.

Uzman Psikolojik Danışman Bekir EROL, Psikolojik Danışman Ünal GÜNGÖR  dedi ki: Şiddet veya yeğinlik, temel dürtü ve varoluş gereği savunma veya karşı savunma harici daha çok insanlarda ve topluluk halinde yaşayan hayvanlarda grup içi otorite sağlamak için diğerinin varlığını tehdit unsuru görmek ve onu bu konuda denemek daha doğrusu sindirmek için karşı tarafa uygulanılan zarar vermeye yönelik psikolojik davranış türüdür. 

 

Şiddet : Uygulayıcısı tarafından bilinçli olarak karşıdaki kişiye ya da kişilere, kurum ya da kuruluşlara hatta canlı diğer varlıklara ( bitki örtüsü,hayvanlar, yaşam kaynakları vb.) çeşitli amaçlar adına çıkar elde etmek, onlara karşı üstünlük ya da hakimiyet kurmak, istenilen hal ve hareketlerin elde edilmesini sağlamak, imtiyaz ya da ayrıcalık sağlamak, saygınlık ya da sevgi kazanmak, kısacası maddi ve manevi çıkar ve menfaatlerin elde edilmesini sağlamak amacı ile fiziksel, sözlü, psikolojik ya da işaretler yardımı ile uygulanan kişi ya da kişilerin, kurum ya da kuruluşların hatta canlı diğer varlıkların ( bitki örtüsü,hayvanlar, yaşam kaynakları vb.) yaşam, özgürlük, irade, istek, hak ve sağlıklarına zarar verici, bu hakları ortadan kaldıran ya da geçici süre ile bunların ortadan kaldırılmasını sağlayan hal ve hareketlerin tümüne şiddet denilebilir.

 

Genel olarak baktığımızda ve örnekleri detaylandırarak çoğalttığımızda , şiddet; kişi ya da kişilerin,kurum ya da kuruluşların bir birlerine ya da yaşanılan doğa,hayvanlar ve diğer yaşam koşullarına karşı uyguladıkları bilinçli olarak yapılan çeşitli amaçlar adına çıkar elde etmek, onlara karşı üstünlük ya da hakimiyet kurmak,istenilen hal ve hareketlerin elde edilmesini sağlamak,imtiyaz ya da ayrıcalık sağlamak, saygınlık ya da sevgi kazanmak, kısacası maddi ve manevi çıkar ve menfaatlerin elde edilmesini sağlamak amacını güden davranışların tümüdür demek doğru olabilir.

        

Günlük yaşamda ne kadar şiddete maruz kalıyoruz, evde, sokakta, televizyonda, sinemada, tiyatroda, okulda? bilinmeyen başka nerelerde ne şekilde şiddete maruz kalıyoruz. Şiddet ve saldırganlık davranışı sert sert bakmadan tutunda, yüzün buruşturulması, surat asma, bağırma, korna çalma, el kol hareketleri, kovalama, tartışma, yumruklaşma, vurma, kırma, silahlı saldırılar, yakma?gibi hangi türüne istersek bir çok yerde karşılaşabiliyoruz.

Bu durum gençlerimize ve çocuklarımıza nasıl yansıyor. Televizyon yayınlarında şiddetin ve saldırganlığın en küçük biriminden en büyüğüne kadar baktığımızda şiddete rastlıyoruz. Adeta bilinç altı bombardımanı ediyoruz. Filimdeki silahlı saldırılar,tartışmalardaki konukların birbirlerine bağırması,haberlerdeki her türlü görüntüler,tiyatro veya şaka programlarındaki şiddet içerikleri ?aile içindeki tartışmalar ,dövüşler veya dövmeler baskılar, ticari hayattaki kabadayıca çözümler, trafikteki şiddet (korna, yarışlar, atışmalar, sıkıştırmalar, solanlınca karizma bozuldu anlayışı..), sokaktaki insanların birbirlerine karşı sevgi yerine şiddet ve saldırganlıkla iletişim kurmaları, çocukların oyuncaklarının silahlar olması ?

        

Şiddet ve saldırganlığın nasıl ortadan kaldırılabileceğine dair bir gelişim modeli ortaya konulmalıdır. Bu model elli yıllık olabilir.Her beş yılda her on yılda ne yapılacağı belirlenip.Yapılacak çalışmalar yıllara ,aylara haftalara ve günlere hatta saatlere bölünerek amaca adım adım ulaşılmaya çalışılabilir. Eğer alan uzmanları hiç bir şey yapmazlarsa bu konularda hiç kimse bir şey yapmayacaktır. Yani kısır döngü sürüp gidecektir. Bu değişime ve gelişime karşı en büyük direnç olacaktır.