Psikiyatrist Dr. Ömer Deniz: "Deprem İnsanları Yalnızlaştırdı"

Elazığ’da ve çevresinde yaşanan depremlerin psikolojik etkileri hala hissediliyor. Psikiyatri Uzmanı Dr. Ömer Deniz, depremin yalnızca fiziksel bir yıkım yaratmadığını, aynı zamanda bireyleri sosyal olarak da yalnızlaştırdığını ifade etti.

"Deprem Hepimizi Korkutan Bir Doğa Olayı"

Depremin insan doğasında korku ve kaygı yaratmasının normal olduğunu belirten Dr. Deniz, “Depremden korkmamak anormal bir durumdur. Korkmak, huzursuzluk hissetmek ve endişe duymak doğaldır” dedi. Ancak son yıllarda yaşanan büyük depremler, bu korkuyu daha da artırdı.

"2020 Elazığ Depremi ile başlayan ve devam eden bir 'deprem fırtınası' içindeyiz" diyen Dr. Deniz, Kahramanmaraş, Elbistan ve Pazarcık depremlerinin ardından yaşanan büyük can kayıpları ve yıkımların insanlarda derin izler bıraktığını vurguladı.

“İnsanlar Depremin Ruhsal Etkilerini Yıllar Sonra Bile Hissediyor”

Dr. Deniz, depremin ruhsal etkilerinin uzun vadeli olduğunu belirterek “2020’deki Elazığ Depremi sonrası halen kliniğimize başvuran hastalar var” dedi. Özellikle TOKİ konutlarında yaşayan depremzedelerin komşuluk ilişkilerini kaybettikleri için yalnızlaştıklarını ifade eden Dr. Deniz, bu durumun bireylerde psikolojik sıkıntılar yarattığını belirtti.

"TOKİ’de oturanlar birbirlerine selam bile vermiyor. İnsanlar kendilerini yalnız hissediyor. Çünkü eski mahallelerinden kopmuş, yıllarca birlikte yaşadıkları komşularını, akrabalarını kaybetmişler. Depremin sosyal etkilerinden biri de budur" diye konuştu.

Deprem Psikolojisi: Korkunun Kontrolü ve Destek Almanın Önemi

Deprem korkusunun her bireyde farklı tepkilere yol açtığını belirten Dr. Deniz, “Bazıları tepkisiz kalırken, bazıları paniğe kapılıp yanlış kararlar alabiliyor. 4 şiddetindeki bir depremde bile balkondan atlayan insanlar var” dedi.

Deprem korkusunun zamanla hayatı olumsuz etkileyebileceğini belirten Dr. Deniz, “Eğer korku, huzursuzluk, endişe hali süreklilik kazanır ve kişinin günlük yaşamını aksatır hale gelirse, profesyonel destek almak şarttır” diye ekledi.

“Bir vakam vardı; depremden aylar sonra bile kendi evine giremiyor, kayınvalidesinin evinde kalıyordu. Kendi evinin güvenli olduğunu biliyor ama yine de oraya giremiyordu. Psikoterapi ve ilaç desteğiyle bu korkusunu aştı” diyerek profesyonel desteğin önemine vurgu yaptı.

“Depremler Doğal Afetlerdir, Ceza Değildir”

Dr. Deniz, bazı çevrelerin depremleri “ilahi bir ceza” olarak görmesinin insanların psikolojisini olumsuz etkilediğini söyledi. “Depremler, seller, fırtınalar doğa olaylarıdır. Bilinçli din adamları bu konuda bilimsel ve sağduyulu açıklamalar yapıyor, ancak maalesef bazı mantık dışı yorumlarla karşılaşıyoruz” dedi.

"Sıkıntılar Paylaşıldıkça Azalır, Sevgi Paylaşıldıkça Çoğalır"

Dr. Deniz, deprem korkusunun paylaşılması gerektiğini ve insanlara destek olunmasının önemini vurgulayarak, "Korkularını anlatamayanlar, içinde bastıranlar, travmayı daha uzun süre yaşıyor. Duygularını paylaşanlar ise daha hızlı iyileşiyor” dedi.

Toplumsal dayanışmanın önemine değinen Dr. Deniz, “Depremler bize yardımlaşmayı ve güvenin değerini öğretti. Elazığ’dan insanlar kalkıp Malatya’ya, Kahramanmaraş’a yardıma koştu. TOKİ’de yaşayanlar binalarının güvenli olduğunu bilerek huzur buluyor. İşte bu güven duygusudur” ifadelerini kullandı.

Yeni Sarsıntılar Travmaları Tetikliyor

Yaşanan her yeni sarsıntının geçmişteki büyük depremleri hatırlattığını belirten Dr. Deniz, “Hafif depremler bile insanlarda eski travmaları canlandırıyor. Bir hastam bana ‘Ölmekten korkmuyorum ama enkaz altında kalmaktan korkuyorum’ demişti” diyerek, her bireyin depreme farklı bir bakış açısıyla yaklaştığını ifade etti.

Son olarak Dr. Deniz, deprem psikolojisi konusunda bilinçlenmenin ve profesyonel destek almanın önemine vurgu yaparak, “Depremler hayatımızın bir gerçeği, ancak bununla yaşamayı öğrenmek, korkularımızı yönetmek ve gerekirse uzmanlardan destek almak zorundayız” dedi.